Ana içeriğe atla

Gastronomi Turizmi Forumunun Sonuç Bildirgesi (Nara, Japonya 15 Aralık 2022)

 



Bu yıl 7.si düzenlenen UNWTO Dünya Gastronomi Turizmi Forumu’nun sonuç bildirgesi ev sahibi ülke kültürünün yansımalarını da taşıyor:

Mono no aware

Hayatta hiçbir şey kalıcı değildir.

Turizm de sonsuz değildir. Toplumdaki değişim ve yenilikleri doğru algılayarak turizmi daha dayanıklı ve sürdürülebilir kılmalıyız.

 

Shu-Ha-Ri

İzle-hareket et-aş.

Covid-19’un turizme büyük etkileri oldu ve önemli dersler çıkardık, daha iyi turizm için birlikte çalışmalıyız.

 

Kaizen

Sürekli gelişmenin peşinde git.

Gastronomi turizmi tutku, yetenek ve adanmışlık ister. Bunu gençlere öğretmeliyiz.

 

Omotenashi

Beklentisiz olarak en iyi hizmeti sunmak.

Gastronomi deneyim demektir, kendimiz olalım.

 

Wabi-sabi

Kusurlarımızı kabul edelim.

Turizmin çevre ve iklim’e olumsuz etkilerini kabul edelim ancak dünya bilinçleniyor ve turizm de çözümün bir parçası olmak istiyor.

Mottonai

Hiçbir şeyi boşa sarf etmeyin.

Her şey saygıyı hak eder. Yiyecek atığını sıfırlayalım.

 

Gaman

Baskılara karşı olmak,

Turizmde kadın varlığını güçlendirmeliyiz.

 

Ichi go ichi e

Gastronominin kaynağı olan doğaya saygı duymalıyız.

Gastronomi bilgi ve lezzetle mutlu anların tadına varmak ve hayatı kutsamak demektir.

 

NOT: Müşteri her zaman haklı değildir, sektör çalışanlarını güçlendirmeli ve korumalıyız.

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

‘Kent Hakkına’ Sinemasal Bir Atıf…

Robert Guédiguian’ın And the Party Goes On filmi, 5 Kasım 2018’de Marsilya’nın* Noailles semtinde yaşanan iki binanın çöküşü sonucu sekiz kişinin ölümüyle yaşanan trajediyi, sadece yerel bir felaket olarak değil, neoliberal kent politikalarının insani sonuçlarını görünür kılan bir toplumsal yara olarak ele alır. Film, kentsel mekânın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda etik ve politik bir alan olduğunu hatırlatıyor. Homeros’un büstünün yer aldığı meydanda mahalle sakinlerinin bir araya gelerek metin okumaları, sinematografik olarak bir kamusal yas ve tanıklık ritüeli oluştururken günümüz Kentsel Toplumsal Hareketlerine de bir katkı niteliğinde. Bu sahne, Henri Lefebvre’in “kent hakkı” kavramını çağrıştıracak biçimde, kentte var olma ve söz söyleme hakkının geri kazanılmasını temsil etmektedir. Homeros’un büstü burada sembolik bir figürdür: Antik destanların kahramanlarını yücelten bir kültürün, günümüzün yoksul kent sakinlerini de destansı bir direniş öznesi hâline getirme çabası h...

Bir de böyle düşünmek mümkün: Turizmin Krizi Derinleşiyor…

Bu yazıyı son zamanlarda turizmle ilgili yaşadıklarımızı ve toplumun gündemini oluşturan konuları baz alarak kaleme aldığımı belirtmeliyim. Açık kaynaklar tarandığında turizme yönelik eleştirel bir tavrın arttığı görülüyor. Bu nedenle ‘her iyiliğin kaynağı olarak görülen turizm’ anlayışının karşısında farklı bir bakış açısını da göstermekte fayda var. Akademide son yıllarda, özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerde, turizme eleştirel bakış yükseliyor. Eleştirel bakış turizm kapitalizmini tüm yönleriyle değerlendirirken özellikle sosyal etkilerin üzerinde ayrıca durmakta. Aşağıda genel anlamda bu görüşlere değiniyorum. Bu tartışma, problemlerimizi çözüp ihtiyaçlarımızı karşılamamızda olumlu bir yöne evrilmemize katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin turizm serüveni 1970’li yıllardan itibaren, Dünya Bankasının da desteğiyle, devlet-sermaye işbirliğiyle şekillenen bir kalkınma stratejisinin parçası olarak başladı. İlk etapta döviz girdisi sağlamaya yönelik bir araç olarak kurgulanan turizm, z...

Turizm sorunsalı…

Ülkemizde (Global olarak da düşünebiliriz) turizmin yıllardır benzer sorunları üretmesinin, bir türlü istikrar kazanamamasının ve neredeyse her sezon yeni bir krizle karşı karşıya kalmasının ardında sanıldığından çok daha derin bir neden yatıyor. Bu neden, turizmin politik bir alan olarak görülememesi, aksine ısrarla siyasal tartışmalardan arındırılmış, teknik bir mesele gibi sunulan bir alan hâline getirilmesidir. Oysa turizm, doğası gereği son derece politik bir faaliyettir; çünkü mekânı dönüştürür, kültürü dönüştürür, sosyal ilişkileri ve yaşam biçimlerini yeniden kurar, çevreyi etkiler, yerel halkın gündelik hayatını değiştirir ve ekonomik kaynakların dağılımını belirler. Buna rağmen Türkiye’de turizm, adeta sadece ekonomik bir mühendislik konusuymuş gibi değerlendirilmekte, turizmcilerin alanına hapsedilmekte ve toplumsal etkilerinin konuşulması çoğu zaman tercih edilmemektedir. Bu depolitizasyonun en görünür biçimi, turizmin teknik diller ve uzmanlık kavramlarıyla çerçevelenmes...