Turizm tanıtımı ciddi bir iştir ve önemli derecede diplomasi-strateji içerir. Bu yazının konusu örnek olay da bu söylediklerimizi destekler nitelikte... La Vanguardia gazetesinde Gemma Larrègola imzasıyla yayımlanan “Los carteles que inventaron España: un siglo de imaginario turístico” başlıklı yazı, yaklaşık bir yüzyıllık İspanyol turizm afişleri üzerinden turizm tanıtımından daha büyük bir hikâye anlatıyor: Bir ülkenin kendisini nasıl gördüğünü, dışarıya nasıl göstermek istediğini ve bu imgenin zamanla nasıl değiştiğini. (lavanguardia.com) Yazının dayandığı La imagen de España a través de sus carteles turísticos adlı çalışma, Turespaña Turizm Dokümantasyon Merkezi’nde korunan 400’den fazla afişi bir araya getiriyor. İspanya Sanayi ve Turizm Bakanı Jordi Hereu’nun bu afişleri “ulusun kesintisiz görsel anlatısı” olarak nitelemesi önemli. Bunlar yalnızca turist çekmek için hazırlanmış reklamlar değil; farklı dönemlerde İspanya’nın ne olduğuna ve nasıl görülmek istediğine ilişkin seçil...
“Devletin dönüşü” uzun zamandır tartışılan bir konu. Bu tartışma son zamanlarda daha da artmış olabilir... Neoliberal politikaların dünyayı yeniden biçimlendirdiği yıllarda devletin küçüldüğü, piyasaların büyüdüğü söylendi. Devletin ekonomiden çekilmesi, özelleştirmeler, serbestleşme, deregülasyon ve küreselleşme yeni dönemin temel kavramları oldu. Turizm de bu dönemin simge endüstrilerindendi. Ama devlet aslında hiç kaybolmadı; bunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Piyasanın kurulması, sermayenin hareket edebilmesi, yatırımın önündeki engellerin kaldırılması ve krizlerin yönetilmesi için devlet hep yerinde duruyordu. Şimdi ise devletin yeniden daha görünür olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik krizler, pandemi, enerji sorunları, jeopolitik gerilimler, iklim krizi ve artan toplumsal eşitsizlikler devleti yeniden ekonominin merkezine çağırıyor; günlük sorunlarımız ve toplumsal eğilimlerde bunu açıkça görüyoruz. Fakat burada önemli bir soru var: Dönen devlet hangi sınıfların çıkarları...