YÜciTA (Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı) tarafından planlanan, ATSO’nun katkılarıyla gerçekleştirilen ve Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin de destek verdiği 2. Uluslararası Antalya Coğrafi İşaretler Zirvesi (16-17 Nisan, 2026) Antalya’nın yerel değerleriyle yeniden temas kurma çabasının önemli bir ifadesi olmuştur. Kolaylaştırıcısı olduğum ‘Turizm ve Gastronomi Birlikteliği ve Başarı Hikayeleri’ başlıklı bölümde haklı başarı örneklerini dinlerken her bir konuşmacı tarafından değinilen veya hissettirilen sorunlar üzerine ben de şu soruyu sordum: Hangi turizm? Hangi gastronomi? Bu soru, yüzeyde bir tercih meselesi gibi görünse de, gerçekte eleştirel bir perspektifle turizmin ve gastronominin ekonomi politiğini yani sistemi sorgulamak amaçlı sorulmuştur. Çünkü turizm ve gastronomi, yalnızca sektörlerle ilgili değil; değer üretiminin, bölüşümün ve mekânsal örgütlenmenin de etkin ve edilgen parçasıdır. Antalya bugün, yakla...
Son haftalarda Türkiye’de İspanya’ya yönelik artan bir toplumsal sempati dikkat çekiyor. Bu ilgiyi yalnızca güncel gelişmelerle açıklamak kolaycılık olur kanısındayım, daha derinde, bir ülkenin geçirdiği dönüşüme duyulan merak ve belki de örtük bir karşılaştırma ihtiyacı yatıyor. Bu nedenle, her ne kadar bir turizm yazısı kaleme almış olsak da, İspanya’yı turizm üzerinden değil, turizmi mümkün kılan toplumsal ve mekânsal dönüşüm üzerinden okumak daha anlamlı görünmektedir. 1930’lu yıllar İspanya için sert bir kırılma dönemiydi. İspanya İç Savaşı ile derinleşen kriz, ülkeyi Franco’nun yaklaşık kırk yıl sürecek otoriter yönetimine taşıdı. Bu dönem yalnızca siyasal baskılarla değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel alanın daraltılmasıyla kurumsallaştı. Ancak bu tür rejimler, her zaman kendi karşı dinamiklerini de üretiyor... 1960’lı ve 70’li yıllar, dünya genelinde olduğu gibi İspanya’da da ekonomi politik dönüşümlerin ve toplumsal hareketlerin yükseldiği bir dönemdi. Kentlerde ortay...