Ana içeriğe atla

Turizm bildiğimiz turizm değil…




Turizmde oyunun kuralları değişiyor ve bu bir anda olmadı… “Turizm bildiğimiz turizm değil” burada maksadımız turizm endüstrisinin değişimine işaret etmek tabiki…”Edilgen Turizm” yapan ülkemizin bir an önce turizmini yöneten “Etkin Turizm” yönetim anlayışına geçmesi gerekiyor.

Turizm yönetim anlayışımızı, yeni gelişmeleri ve insanlığın gelecek vizyonunu karşılayacak noktaya taşımalıyız. Geçmiş turizm anlayışının merkezinde yer alan ve bizim çok yakın iş ortaklarımız, büyük tur operatörleri, ardısıra zararlar açıklıyorlar. Büyük kütlelerin dönüşümü de zor olur, her ne kadar değişim görülse de dönüşümünüz o denli hızlı olamıyor. Özellikle en büyük ve istikrarlı turist kaynağımız Avrupa’nın ekonomik ve siyasi belirsizliği, Brexit süreci tüm bu gelişmeleri olumsuz yönde daha da hızlandırdı.

Thomas Cook, TUİ, Easy Jet, Rynair gibi turizmin devlerinin milyar dolar büyüklüğündeki zarar açıklamaları bizim gibi turizmi dönüştürme ve yönetme sancıları içindeki bir ülkeyi çok yakından ilgilendiriyor. Büyük otel arzımız elimizde güç gibi algılansa da en büyük problemimiz olması içten bile değil, acilen turizmin büyük dönüşümünü başarmamız gerekiyor aksi takdirde turizmde birinci kuşağın başarısının üstene yeni bir hikâye yazmak mümkün olmayabilir.


İrfan ÖNAL, Mayıs 2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Overtourism” protestoları üzerine…Kısaca

“Kentlerdeki kaynakların dengesiz dağılımıyla ortaya çıkan ekonomik sömürüye karşı toplumsal sınıfların tepki göstermesi kentsel toplumsal hareket olarak adlandırılmıştır… 1968 yılında, sanayi toplumunun ve ekonomik düzenin sorgulanmasıyla başlayan ve 70’li yıllarda çevre, kadın, gençlik, anti-militarist ve nükleer enerji karşıtı hareketlerin hız kazanmasıyla kapitalist ekonomik sisteme ve siyasal düzene karşı eylemlerin mekanı kentler olmuştur. Küreselleşme süreciyle uygulanan yeni sağ politikaların kentler üzerindeki mekânsal, ekonomik, toplumsal-kültürel ve yönetsel etkileri bu hareketleri daha da canlandırmıştır. Kentsel toplumsal hareketlerin odaklandığı konular dönemin ilişkilerinden, ideolojik ve siyasal yapılarından etkilenmektedir.” (Keleş & Mengi, 2021, Kent Hukuku, s. 81–82) Bu açıklama, kentsel toplumsal hareketlere tarihsel ve mekânsal zemin kazandırırken, küreselleşme ve neoliberal dönüşümlerin kent üzerindeki etkisinin de fark edilmesini sağlıyor. Öte yandan günümü...

Bir de böyle düşünmek mümkün: Turizmin Krizi Derinleşiyor…

Bu yazıyı son zamanlarda turizmle ilgili yaşadıklarımızı ve toplumun gündemini oluşturan konuları baz alarak kaleme aldığımı belirtmeliyim. Açık kaynaklar tarandığında turizme yönelik eleştirel bir tavrın arttığı görülüyor. Bu nedenle ‘her iyiliğin kaynağı olarak görülen turizm’ anlayışının karşısında farklı bir bakış açısını da göstermekte fayda var. Akademide son yıllarda, özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerde, turizme eleştirel bakış yükseliyor. Eleştirel bakış turizm kapitalizmini tüm yönleriyle değerlendirirken özellikle sosyal etkilerin üzerinde ayrıca durmakta. Aşağıda genel anlamda bu görüşlere değiniyorum. Bu tartışma, problemlerimizi çözüp ihtiyaçlarımızı karşılamamızda olumlu bir yöne evrilmemize katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin turizm serüveni 1970’li yıllardan itibaren, Dünya Bankasının da desteğiyle, devlet-sermaye işbirliğiyle şekillenen bir kalkınma stratejisinin parçası olarak başladı. İlk etapta döviz girdisi sağlamaya yönelik bir araç olarak kurgulanan turizm, z...

‘Kent Hakkına’ Sinemasal Bir Atıf…

Robert Guédiguian’ın And the Party Goes On filmi, 5 Kasım 2018’de Marsilya’nın* Noailles semtinde yaşanan iki binanın çöküşü sonucu sekiz kişinin ölümüyle yaşanan trajediyi, sadece yerel bir felaket olarak değil, neoliberal kent politikalarının insani sonuçlarını görünür kılan bir toplumsal yara olarak ele alır. Film, kentsel mekânın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda etik ve politik bir alan olduğunu hatırlatıyor. Homeros’un büstünün yer aldığı meydanda mahalle sakinlerinin bir araya gelerek metin okumaları, sinematografik olarak bir kamusal yas ve tanıklık ritüeli oluştururken günümüz Kentsel Toplumsal Hareketlerine de bir katkı niteliğinde. Bu sahne, Henri Lefebvre’in “kent hakkı” kavramını çağrıştıracak biçimde, kentte var olma ve söz söyleme hakkının geri kazanılmasını temsil etmektedir. Homeros’un büstü burada sembolik bir figürdür: Antik destanların kahramanlarını yücelten bir kültürün, günümüzün yoksul kent sakinlerini de destansı bir direniş öznesi hâline getirme çabası h...