Ana içeriğe atla

OECD, TURİZM EĞİLİM VE POLİTİKALARI RAPORU, 2024*

 

                                                                            

Turizmin geleceğine yönelik yeni sorunlar ve sınamaların önüne geçebilmek için hükümetlerin pandemi ile oluşan turizm ilgilerinde bir azalma olduğu da ortadadır. Oysaki turizmin bu döneminde ekonomik, sosyal ve çevresel pek çok sorun yönetilmeyi ve çözülmeyi beklemektedir.

Raporun amacı sürdürülebilir ve kapsamlı turizm gelişimini desteklemek olarak açıklanmıştır. 50 ülkeye ilişkin olarak uluslararası karşılaştırılabilir veriler, iyi uygulamalar, politika ve yönetime ilişkin reformları içermektedir. Ayrıca konu ve tematik bölümler ve ülke bazlı politika ve istatistik profilleri de bulunmaktadır.

Raporun genelinde turizmle ilgili olarak dikkati çeken vurgu ise; ekonomik, sosyal ve çevresel dengeye ihtiyaç olduğudur. Covid-19 sonrasında yaşanan talep patlaması bazı problemleri de beraberinde getirdi. Bu nedenle pek çok ülkenin sorduğu soru: Turizmi daha iyi nasıl yönetebiliriz? Olmaktadır. Raporda; sürdürülebilir turizm gelişmesi ve yönetimine ve turizme ilişkin verilere daha da odaklanılmasına dikkat çekilmektedir. Ayrıca  iş gücü sorunları, eğitim sorunları, sektörün kısa ve uzun dönem zayıflıkları detaylıca irdelenmiş.

Enflasyon, bölgesel istikrarsızlıklar, iklim değişikliği ön planda; hükümetlerin ve yerel yönetimlerin turizm politika ve uygulamalarına dikkat çekiliyor. Ana öncelikler: Sürdürülebilir turizm için koordinasyonun önemi, turizm iş gücünü güçlendirmek ve turizm verileri olarak yer almaktadır.

Yeni Sınamalar

Covid-19 pandemisi ile büyük sarsıntı yaşayan turizm ve seyahat sektörü bu sayede hükümetlerin gündeminde öncelikli hale gelmiş ve ilgi odağı olmuştu. Böylece yıllardır sorunları biriken ve bir anlamda görmezden gelinen sektörün geleceği için bir umut oluştu. Pandemi sonrası artan talep sonucunda ortaya çıkan sorunlar turizm yönetimine dikkatleri topladı. Ancak hükümetlerin bu önceliği ne kadar anladıkları ise hala soru işaretlerini korumaktadır. Turizmin geleceğine yönelik yeni sorunlar ve sınamaların önüne geçebilmek için hükümetlerin pandemi ile oluşan turizm ilgilerinde bir azalma olduğu da ortadadır. Oysaki turizmin bu döneminde ekonomik, sosyal ve çevresel pek çok sorun yönetilmeyi ve çözülmeyi beklemektedir.

*https://doi.org/10.1787/80885d8b-en.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turizm soylulaştırması ve “Kimin şehri?" Sorusu.

Soylulaştırma, varlıklı kesimlerin göçü ve yatırımına bağlı olarak bir yerin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak dönüşmesidir. Sadece sonuçla ilgilenenler için olumlu bir şeydir çünkü çöküntü bölgelerinin yeniden imarı ve işlevlendirilmesi olarak görülür. Halbuki bu süreçte yerel halk yüksek kira ve yaşam maliyetiyle yerinden edilir; mahallenin karakteri değişir, sosyal yapılar çözülür. Kentte yaşayanların yerinden edilmesi, toplumsal ve kültürel erozyonu da beraberinde getirir. Fransız filozof Henri Lefebvre, Le Droit à la Ville (1968) eserinde “şehir hakkı”nı, piyasa güçlerine değil; kamusal, demokratik ve kolektif kullanım esasına göre şekillendirme hakkı olarak tanımlar . Özünde: şehir hakkı, kentin yalnızca metalaşmış ticarî alan değil, insanlar tarafından yaşanabilen, dönüştürülebilir bir mekân olması gerektiğini savunur; kullanım değeri, değişim değerinden önemlidir. Kentliye sadece yaşayan değil, kentine müdahale edebilen, onu yeniden üretebilen aktif bir özne olarak bakar. (...

Değişime ne kadar hazırız? (Küreselleşmenin tersine dönmesi)

Dünya, Amerikan Başkanının politikaları ile oldukça meşgulken zihinlerdeki soru ise; yeni bir sistem mi geliyor?.. Artık anlamış bulunuyoruz ki, “küreselleşme” egemen düzenin kendisi için kurduğu ve dünyaya hakim kıldığı bir araçtı ve şimdilerde yaratıcısı tarafından yok edilmeye çalışılıyor, tıpkı Dr. Jekyll ve Bay Hyde arasındaki ilişki gibi…Ancak Çin küreselleşmenin “yaramaz çocuğu” çıktı ve oyunu bozdu. Şimdi ise, düzenin egemenleri küreselleşmeyi tersine döndürmeye uğraşıyorlar… Elbette şu an tartıştığımız sistemin popüler çıktılarından biri de bu yazının konusunu oluşturan turizm endüstrisidir. Amacımız bir sendrom olarak turizmi tartışmak değil ancak ne olduğu ve bundan sonra ne olacağı konusunda konuşmanın, en azından, belirtilerini yaşadığımız değişimi anlamaya çalışmak bakımından yararlı olacağını düşündüm. Küreselleşme, 80 sonrasına damgasını vuran ekonomik, kültürel ve sosyal dönüşümlerin temel itici gücü olarak turizm sektörünü de derinden etkilemiş, -şekillendirmiştir. U...

Asıl Şimdi Güvenli Turizm Koridorları!..

  Malum, Koronavirüs yaklaşık bir yıldır hayatımızda. Geçtiğimiz yıl burada salgının turizme etkileri ile ilgili birçok yazıda yorumlar yapmış, hatta projeler sunmuştum. Turizm sektörü ile ilgili herkesin de benzer çabaları oldu. Bahsettiğim projelerden biri de geçtiğimiz Nisan ayında düşündüğüm ve Ağustos’ta bu platformda yazdığım “Güvenli Turizm Koridorları” ile ilgili (Pier to Pier Project for Safe Tourism) idi. O zamanlar birçok ülke benzer projeler geliştirdi ve uyguladı. Kimi nispeten başarılı oldu, kimi de başlamadan bitti. Ancak böyle projeler geliştirirken ülkelerin özgün durumlarını mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bizim de kendi kurallarına göre işleyen bir turizm endüstrimiz var. Birkaç destinasyona yoğunlaşmış dar alanda yüksek turist rakamlarına dayalı bir sektörel yapıya sahibiz. Salgın şartlarında turizm faaliyetlerini sürdürürken bu yapının bazı avantajlarını da yaşadık. Örneğin geçtiğimiz yaz 4 destinasyonumuzun turist trafiğine açılabilmesi otellerimiz...