Ana içeriğe atla

Tanıtma Bülten Yazıları 16


Türkiye’nin Yumuşak Gücü
Ülkemiz adına bir zihin çivisi niteliği taşıyan Turkey Home global imaj kampanyamız şemsiyesi altında yaptığımız tüm faaliyetlerimiz bir gerçeğin altını iyice çiziyor: Kendimizi doğru tanımlayan ve stratejik bir akılla süreklilik kazandırılan tanıtım kampanyaları, hedefine mutlaka varmaktadır.

Tanıtma Genel Müdürlüğümüzün faaliyetlerinden sizleri haberdar etmek için yayın hayatına başlayan “Tanıtma Bülten” 5. yaşına giriyor…
Bu sayıda da geçtiğimiz üç ay boyunca yürüttüğümüz faaliyetleri bulacaksınız. Yurt içinde ve yurt dışında onlarca faaliyet… Kültürel diplomasi ve turizm diplomasisinin en güzel örnekleri… Ülkemiz ve insanımız adına yürüttüğümüz tanıtım ve imaj çalışmaları… Bu faaliyetleri sıraladığımızda ortaya bir gerçek çıkıyor... Önce bu sayının içeriğinde değindiğimiz konulara/başlıklara bir göz atalım; Ukrayna’nın Kamaniçe şehrinde Türk Kahvesi Festivali… Kanada, Toronto’da Masal Festivali’nde Anadolu masalları… İstanbul’da Gençlik Festivali… Moldavya’da Türkiye Gagavuzya Festivali… Kiev’de Türk Filmleri Festivali… Dubai Arabian Travel Market… Kanada’nın üç ayrı kentinde 2018 Troya Yılı tanıtımları “Troya: Mitolojiden Arkeolojiye”… İngiltere’de Timeless Travels Dergisi ve İtalyan Archeo’da ‘Troya Yılı’ özel ekleri… Kastamonu-Çankırı Turizm Çalıştayı… Frigya Vadileri Destinasyon Toplantısı… İstanbul, Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi… Japonya’da Weekly Travel Journal dergisinde ‘Slow Turkey-Sakin Şehirler’ yazı dizisinin ilki; Çanakkale ve Gökçeada tanıtımı… Roma Maratonu’nda Türkiye ve ‘Troya Yılı’ tanıtımı… Turkey Home Dünya Parkur Şampiyonası’nı Mardin’e taşıdı… Öğrencileri ve radyo dinleyicilerini Çanakkale’ye götürdük… Kiev’de Osmanlı Mutfağı Etkinliği… Mostar Kültür Elçileri İstanbul’da... Amerikan-Travel Channel’ın ve Endonezya televizyon kanallarının ‘İstanbul’da Ramazan’ konulu program çekimleri… Kuzey irlanda BBC 1 ve İrlanda RTE 1 kanallarının Türkiye program çekimleri… Malezya film şirketinin ‘Dünyadaki Aşkım İzmir’ 7 bölümlük dizi çekimleri… Antalya’nın ev sahipliğinde Alman Acenteler Birliği QTA’nın genel kurul toplantıları… Ankara’da Troya Efsanesi… Varşova’da UNESCO Türkiye değerleri açık hava fotoğraf sergisi… ve daha birçoğuna bu sayıda yer veremediğimiz sosyal ve dijital medya tanıtımları, reklam, tur operatörleriyle birlikte reklam, ortaklaşa yapılan sektör faaliyetleri, ulusal ve uluslararası toplantılar, seyahat fuarları…
Bültenimizin 16. sayı Özel Eki’nde “Turkey Home” markalaşma projesi ile ilgili yazılmış makaleleri derledik. Tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki süreçte tanıtım ve iletişim konularında faaliyet gösterecek kamu, akademi ve özel sektör iş birliğinde Tanıtma Akademi’yi kurma ve ülkemiz turizmine hizmet etmesini sağlayacak çalışmalar içinde olacağımızı da duyurmak isteriz. “Turkey Home Özel Eki”mize, internet üzerinden http://212.175.140.87/bulten/sayi16/ek/index.html adresinden ulaşabilirsiniz.
İngiliz GlobalData şirketinin 2017 Turizm Örgütleri Tanıtım İndeksi’nde ülkemiz adına Bakanlığımızın yurt dışı faaliyetleri ve Turkey Home kampanyası, Avrupa’nın en iyi 20 ülkesi içindeki sıralamada 6. oldu. Rakibimiz İspanya ile 0.01 puanlık bir fark ise kampanyamızın ve faaliyetlerimizin uluslararası görünümünü tescil etmektedir.
Tüm bu faaliyetlerin özeti; Bakanlığımız çalışmalarının ülkemizin yumuşak gücünü oluşturduğu gerçeğidir. Ülkemiz adına bir zihin çivisi niteliği taşıyan Turkey Home global imaj kampanyamız şemsiyesi altında yaptığımız tüm faaliyetlerimiz de bir gerçeğin altını iyice çiziyor: Kendimizi doğru tanımlayan ve stratejik bir akılla süreklilik kazandırılan tanıtım kampanyaları, hedefine mutlaka varmaktadır. 

İrfan ÖNAL, Haziran 2018

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turizm soylulaştırması ve “Kimin şehri?" Sorusu.

Soylulaştırma, varlıklı kesimlerin göçü ve yatırımına bağlı olarak bir yerin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak dönüşmesidir. Sadece sonuçla ilgilenenler için olumlu bir şeydir çünkü çöküntü bölgelerinin yeniden imarı ve işlevlendirilmesi olarak görülür. Halbuki bu süreçte yerel halk yüksek kira ve yaşam maliyetiyle yerinden edilir; mahallenin karakteri değişir, sosyal yapılar çözülür. Kentte yaşayanların yerinden edilmesi, toplumsal ve kültürel erozyonu da beraberinde getirir. Fransız filozof Henri Lefebvre, Le Droit à la Ville (1968) eserinde “şehir hakkı”nı, piyasa güçlerine değil; kamusal, demokratik ve kolektif kullanım esasına göre şekillendirme hakkı olarak tanımlar . Özünde: şehir hakkı, kentin yalnızca metalaşmış ticarî alan değil, insanlar tarafından yaşanabilen, dönüştürülebilir bir mekân olması gerektiğini savunur; kullanım değeri, değişim değerinden önemlidir. Kentliye sadece yaşayan değil, kentine müdahale edebilen, onu yeniden üretebilen aktif bir özne olarak bakar. (...

Bir de böyle düşünmek mümkün: Turizmin Krizi Derinleşiyor…

Bu yazıyı son zamanlarda turizmle ilgili yaşadıklarımızı ve toplumun gündemini oluşturan konuları baz alarak kaleme aldığımı belirtmeliyim. Açık kaynaklar tarandığında turizme yönelik eleştirel bir tavrın arttığı görülüyor. Bu nedenle ‘her iyiliğin kaynağı olarak görülen turizm’ anlayışının karşısında farklı bir bakış açısını da göstermekte fayda var. Akademide son yıllarda, özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerde, turizme eleştirel bakış yükseliyor. Eleştirel bakış turizm kapitalizmini tüm yönleriyle değerlendirirken özellikle sosyal etkilerin üzerinde ayrıca durmakta. Aşağıda genel anlamda bu görüşlere değiniyorum. Bu tartışma, problemlerimizi çözüp ihtiyaçlarımızı karşılamamızda olumlu bir yöne evrilmemize katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin turizm serüveni 1970’li yıllardan itibaren, Dünya Bankasının da desteğiyle, devlet-sermaye işbirliğiyle şekillenen bir kalkınma stratejisinin parçası olarak başladı. İlk etapta döviz girdisi sağlamaya yönelik bir araç olarak kurgulanan turizm, z...

‘Kent Hakkına’ Sinemasal Bir Atıf…

Robert Guédiguian’ın And the Party Goes On filmi, 5 Kasım 2018’de Marsilya’nın* Noailles semtinde yaşanan iki binanın çöküşü sonucu sekiz kişinin ölümüyle yaşanan trajediyi, sadece yerel bir felaket olarak değil, neoliberal kent politikalarının insani sonuçlarını görünür kılan bir toplumsal yara olarak ele alır. Film, kentsel mekânın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda etik ve politik bir alan olduğunu hatırlatıyor. Homeros’un büstünün yer aldığı meydanda mahalle sakinlerinin bir araya gelerek metin okumaları, sinematografik olarak bir kamusal yas ve tanıklık ritüeli oluştururken günümüz Kentsel Toplumsal Hareketlerine de bir katkı niteliğinde. Bu sahne, Henri Lefebvre’in “kent hakkı” kavramını çağrıştıracak biçimde, kentte var olma ve söz söyleme hakkının geri kazanılmasını temsil etmektedir. Homeros’un büstü burada sembolik bir figürdür: Antik destanların kahramanlarını yücelten bir kültürün, günümüzün yoksul kent sakinlerini de destansı bir direniş öznesi hâline getirme çabası h...